Hafta Sonunda Safranbolu Gezisi - playinduo

playinduo

Hafta Sonunda Safranbolu Gezisi

Merhaba, bloga verdiğim uzun aradan sonra efsane dönüşüm için en coşkulusundan bir tezahürat isterim 🙂

Evet efendim bu dönüşün şerefine; size ülkemizin en sevdiğim mini mini, turistik bir ilçesini anlatmak istiyorum. İstanbul’un uzun ve kasvetli kışı, değişen saat sistemiyle beraber herkes gibi bizi de bu sene eve fazlasıyla hapsetti. Enerjimiz çekildi derken, bir de kendimizi dizilere, filmlere ve abur cubura gömdük. Bir baktık ki kışı neredeyse artı kilolarla kapatacağız. Geçen haftalarda, bahar yaklaşıyor alarmıyla neyse ki Ali ile şöyle bir silkelendik. Hem düzgün bir yeme düzeni oluşturmaya başladık, hem de evden kendimizi minik kaçamaklarla atma kararı aldık. Bunlardan biri de, geçtiğimiz hafta sonunda tamamen spontane bir kararla gerçekleştirdiğimiz Safranbolu gezimiz oldu. Ben Safranbolu’ya daha önce hem arkadaşlarımla, hem de ailemle gidip çok keyifli zaman geçirmiştim. Hem tarihi, hem de doğası pek güzeldir bu minik ilçenin. E bu güzellikten niye Ali de yararlanmasın dedim ve hemen booking’den gözüme keyifli gözüken, otantik bir konakta Cumartesi gecesi için yer ayırdım. Tercihim Gülevi Konak’tan yana oldu, hizmetinden, konumundan ve iletişimlerinden de oldukça memnun kaldık.

Gülevi Konak

Cuma gecesinden kendimize minik bir çanta hazırlayıp, hafta sonu kaçamağımız için saatlerimizi sabah 5.30’da uyanmak üzere kurduk ve zifiri karanlıkta, termosumuzda kahvemiz, yol müziklerimizle beraber yola koyulduk. Bizi 4,5 saatlik bir yol bekliyordu, rotamız da oldukça keyifli manzaralara sahipti. Güneş bir yandan tatlı tatlı etrafı ısıtıp, aydınlatmaya başlarken Gerede yolu’nun karlı manzaraları bize çok keyifli bir sürüş yaşattı. Berceste’de durup, kahvaltı niyetine domates çorbalarımızı hüplettikten sonra, yine karlı yollara koyulduk ve arada durup fotoğraf çekmeyi dahi ihmal etmedik. Sonra ver elini Karabük ve Safranbolu.

Saat 10:00 gibi otelimize ulaşıp, bavulları da odaya bırakınca, güneşli bir günde keşfedilmek için Safranbolu bizi bekliyordu. 1,5 günde Safranbolu’yu gezmek için çıkardığım noktaları altta sıralıyorum ve birazdan her biri birer paragraf başlığı olarak da karşınıza gelecek.

Kent Tarihi Müzesi, Cinci Hamam, Cinci Han, Arasta Kahvesi ve Çarşısı, Yörük Köyü, Hıdırlık Seyir Tepesi, İmren Lokumcusu, Adalar Cafe ve bolca dalıp, kaybolduğumuz tarihi Safranbolu sokakları. Pazar günü dönüş yolunda da rotamızı biraz uzatıp, Amasra’ya uğradık güzel bir manzarada balığımızı yedik. Zaten bundan da bahsedeceğim yazının devamında.

Öncelikle Sarfranbolu’nun birazcık tarihinden bahsedip, sonra da beraber adım adım gezelim listedeki yerleri; Türkiye’nin birçok yerinde rastlanan klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî Safranbolu evleri ile ünlü olan şehir, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye’de Dünya Miras Listesi’nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir ve haliyle tüm dünyadan oldukça turistik ilgi çekmektedir. Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.

Meydandan manzara pek güzel

Haydi gezimize ilk durağımızla başlayalım öyleyse;

Kent Tarihi Müzesi: 2006 yılında tamamlanan Kent Tarihi Müzesi, 1. kat ve 2.kat olmak üzere 3 kattan oluşmaktadır. Safranbolu’nun günümüze kadar geçirdiği evreleri kronolojik olarak izleyebilir, yaşam ve kültürünü görüp eski bir Safranbolu Çarşısında gezer gibi gezebilirsiniz. Etnografya salonunda geleneksel Safranbolu yaşamında kullanılan eşyalar sergilenmektedir. Zemin katta; Safranbolu’da ticari hayat ve geleneksel el sanatları hakkında fotoğraflı bilgiler bulunmaktadır. Aynı zamanda; Esnaf ve Zanaatkarlar Çarşısında Şifa Eczanesi, Lokumcu, Yemenici, Kunduracı, Sayacı, Semerci, Saraç, Ahşap işçiliği, Demirci, Bakırcı, Kalaycı ve Esnaf kahvesi gibi Safranbolu’daki önemli esnafların çalışma ortamları özgün canlandırma tekniği ile ziyaretçilere sunulmuştur.

Bu bina o kadar fotojenik ki her açıdan fotoğraflamak isteyeceksiniz 🙂

Safranbolu’nun eski mesleklerine dair fotoğraflar

Bu arada Kent Müzesi’ne kadar gelmişken, tam arkasında kalan tarihi saat kulesini de gezmeyi unutmayın. Aşağıda yer alan Safranbolu videomuzda, saatin yıllardır ayarını yapan İsmail Amca’nın ağzından hikayesini de dinleyebilirsiniz.

Cinci Han: Safranbolu’da han olarak en göze çarpan yapı ilçe merkezinin ortasında bulunan, Sultan İbrahim’in Anadolu Kazasker’lerinden Cinci Hoca (Kazasker Hüseyin Efendi) tarafından memleketi olan ilçeye bıraktığı eserlerden biri olan “Cinci Han” önemli bir mimari yapıdır. Kesme ve moloz taştan 17. YY. ortalarında yapılmış olan han, iki bölümden oluşmaktadır. Ortadaki avluya açılan iki katlı revakların gerisine odalar, güney batısına ise avludan geçilen ahır bölümü yerleştirilmiştir. Avlunun ortasında bulunan havuz genel görünümünü bugün de korumaktadır. Yeni restore edilerek hizmete açılan 2 katlı 63 odalı Cinci Hanı’nın giriş kapısı, kilit ve anahtarı; Türk demir işçiliğinin ilginç bir örneğidir. Burası hem oteliyle, hem de gece içindeki restoranlarla dikkat çekmektedir. Kapıda 1 TL verip, hanın içini gezebilir, en üst kata çıkıp pek güzel panoramik Safranbolu fotoğrafları da çekebilirsiniz.

Han’ın en üst katına çıkmayı unutmayın ve en güzel Safranbolu evlerini kadraj içine alın.

Arasta Çarşısı ve Kahvesi: Osmanlı döneminde Loncaların bulunduğu “Lonca Çarşısı”, günümüzdeki adıyla Yemeniciler Arastası denen alanda, iki sokağa karşılıklı dizilmiş 48 ahşap dükkan bulunmaktadır. Burada yerel hediyelik eşyaları bulabilir ve közde yapılan Türk kahvesinden tadabilirsiniz.

Yörük Köyü: Bu köy Safranbolu’ya 20 km uzaklıkta, tamamen korunmuş ve aynı mimariye sahip evlerden oluşan sevimli bir yerdir. Baharda gelirseniz, köylülerin kendi yetiştirdikleri yerel organik ürünlerden de satın alabilirsiniz. Yeşille karışık, taş sokaklar arasında dolanıp, yaşanmışlık dolu evlere ve kapılara dokunabilirsiniz. Bizim Yörük Köyü’ne bu sefer esas geliş amacımız ise; Yörük Sofrası’nda gözleme yemekti. Ben daha önce burada gözleme ve köy baklavası yemiş ve aşırı sevmiştim. Ali’nin de aklı kalmasın diye bu müthiş lezzeti tekrar tadalım dedim. Köye girer girmez, arabanızı park edip, birkaç adım yürümenizle beraber girişte Yörük Sofrası tabelasını görüp, girebilirsiniz. Gerçekten buranın gözlemesi ve baklavasının üzerine yok. Keyiflice karnımızı doyurup, sonraki adımımız için enerji topluyoruz. Aşağıdaki videoda da nefis gözlemeleri görebilirsiniz 🙂 Safranbolu’ya gelip de, sakın burada gözleme yemeden dönmeyin. Ben patatesli kıymalısını özellikle tavsiye ederim.

Hıdırlık Seyir Tepesi: En güzel Safranbolu manzarasını görüp, fotoğraflayabileceğiniz yer. Mümkünse gün batımına doğru gidin ve harika ışığı da yakalayın. mutlaka uğramanız gereken yerlerden birisi Hıdırlık Tepesi. Buradan hiç bir evin diğerinin görüşünü kısıtlamadığını ve ne kadar düzenli bir şekilde konumlandırıldığını görebilirsiniz. Hıdırlık Tepesi, Türklerin Safranbolu’ya geldikleri zaman konuşlandığı yermiş ve açık namazgah şeklinde. Yağmur duası ile hıdırellez kutlamaları burada yapılırmış.

İmren Lokumcusu: Safranbolu’nun hemen meydanında görebileceğiniz en eski ve en ünlü lokumcusu. Bizim çok lokumla aramız olmadığı için satın almadık, ama olur da yakınlarınıza buradan hediye götürmek isterseniz, bu yerel lokumlar sevdikleriniz için güzel birer hediyelik olabilir.

Adalar Cafe: Bu cafeyi tam döneceğimiz gün, instagramdan bir takipçim tavsiye etti ve manzarasına bayılacağımızı söyledi. Biz de hemen Google maps’te aratıp, merkeze 10 dakika uzaklıkta olduğunu görünce, burada bir kahve içmeden gitmek istemedik. İçine girdiğimizde de, iyi ki gelmişiz dedik. Gerçekten hem çok huzurlu, hem de cafenin yere kadar olan camlarından manzara harika gözüküyordu. Burada hem kahvenizi içip, hem de güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Üstelik herkes tarafından pek de bilindiğini düşünmüyorum.

Adalar Cafe’nin nefis manzarası eşliğinde kahve keyfi 

Burada fonda Süper Baba’nın müziği çalarken, huzurluca kahvemizi içiyoruz ve sonrasında İstanbul yolunu tutmadan önce, öğle yemeğimizi Safranbolu’ya arabayla 1,5 saat uzaklıkta olan Amasra’da yemek için küçük bir rota değişikliği yapıyoruz. Yolda giderken de bir arkadaşımdan güzel bir restoran önerisi geliyor. Canlı Balık Mustafa Amca’nın Yeri, buraya ulaştığımızda hem manzarasına, hem de yiyeceklerine gerçekten bayıldık. Mis gibi deniz kokusuyla, sofraya yumulduk ve hafta sonunun son keyfini yapıp, ardından yola koyulduk. Bu balıkçıya sırf salatası için bile gelinir, benden söylemesi 🙂 Biz pek acıktığımız için yemekleri fotoğraflayamadan bitirdik ama bizden lezzet anlamında 5 yıldız aldı diyebilirim.

Bizim hafta sonu için Safranbolu gezimiz böyledi, eğer bir günümüz daha olsaydı benim daha önce gördüğüm Tokatlı Kanyonu ve Bulak Mencilis Mağarasını da gezecektik ama 1,5 güne bunları sığdırabildik. Sizin ekstra bir gününüz olursa bu doğal güzellikleri de mutlaka görün derim. Şimdi bir de aşağıya gezi videosunu bırakıyorum, keyifli seyirler 🙂

Sonraki yazıda görüşmek üzere, bizi instagram, facebook ve youtube kanalımızdan da takip edebilirsiniz.

Sevgiler.

3 Discussions on
“Hafta Sonunda Safranbolu Gezisi”
  • Biz Trabzon’dan dönerken gitmiştik ama pek gezememiştik yol yorgunluğuyla. Şimdi güzel fotoğraflardan ve böyle bir anlatımdan sonra ilk fırsatta gidesim var ama bakalım.. Şehir hayatında eskilerden kalan alışkanlıklar, evlerin mimarisi, gelenekler daha belirgin olduğu için daha bir kanım kaynıyor doğal olarak. Hele birde sessizliğin içinde doğanın yanıbaşında gezmek ayrı bir dünya. Gezmek güzel şey, güzel değil çok güzel!

      • Gezmek harika bir şey hakkaten. Bir an olsun kendini farklı bir karaktermiş gibi bile hissedebiliyorsun. Hem de böylesine tarihi bir yerde, istediğin her karakter olabilirsin. İnsanı inanılmaz özgürleştiren ve bazen gerekli gereksiz şeylerden soyutlayan bir cankurtaran. Umarım yakın zamanda mini bir Safranbolu turu yapar, taş sokaklarda hayaller kura kura gezersin. Sevgiler 🙂

Leave A Comment

Your email address will not be published.