Floransa'da Görmeden Dönmeyin - playinduo

playinduo

Floransa’da Görmeden Dönmeyin

Floransa denince akla ilk gelenler tarih, sanat, Medici ailesi, Toskana manzaraları ve meşhur şarapları. Bir önceki girizgah yazımda Floransa’nın İtalya ve rönesans için öneminden bolca bahsetmiştim. Dolayısıyla bu yazı biraz daha görmeden dönmeyin listesi kıvamında olacak. İki üç restoran, otel ve dondurmacı önerisi de vereceğim tabii ama bu bloğu uzun zamandan beri takip edenler eminim anlamıştır ki, Ali ve ben daha çok bir şehrin tarih ve sanat anlamında olmazsa olmazlarını seviyoruz. Geri kalan vakitte de damak tadımızın avcılığını yapıyoruz 😉

Öyleyse çok uzatmadan 4 günlük gezimizin gidilmezse olmazlarını listeleyelim, bu arada tursuz kendi başımıza gittiğimizi de söylememe gerek yok sanırım. Floransa çok rahatlıkla gezeceğiniz düz ayak bir şehir.

  • Olmazsa olmazımızdan yani Floransa’nın en ama en sembolik yapısı ve neredeyse google’da arattığınızda her fotoğrafta rastlayacağınız heybetli Floransa katedraliyle başlayalım. İsmi Duomo ya da Santa Maria del Fiore olarak bilinir. Bulunduğu meydana da Duomo ismini vermiştir. Bu meydanı sabahın 6’sında bile boş göremiyorsunuz. Turistlerin en uğrak buluşma noktası olan, bu muazzam yapıyla şöyle güzel bir fotoğrafım olsun derseniz, tek fotoğraf çekilmek pek mümkün değil bir kere bunu belirteyim 🙂 Biz çok denedik ve başaramadık. Katedralin ana girişi halka açık ve ücretsiz gezilebiliyor ama çan kulesi ve diğer kulelerini gezebilmek için kapıdan bilet almak gerekiyor. Kişi başı 15 EUR’luk bu biletle katedralin bütün noktalarını gezebiliyorsunuz ve emin olun çok büyük. Biz Dome’u ve en alttaki müzeyi gezebildik, diğerleri için vakit ayıramadık. Dome’a 414 basamakla, çok dik ve tek kişinin sığabileceği dar koridorlardan tırmanılarak çıkılıyor. Yaz sıcağında “nereden geldim buraya derseniz” bizi aklınıza getirmeyi unutmayın. Manzara o kadar güzel ve Floransa o kadar ayaklarınızın altında ki, belki de en iyi Floransa fotoğraflarını buradan çekebilirsiniz 🙂IMG_9271IMG_9302IMG_9290IMG_9285IMG_9317IMG_9390414 basamak sonrası Dome’dan görünen manzaraIMG_9410
  • Uffizi galerisi; Floransa’nın en görülmezse olmaz galerisidir. Belki diğerlerine gidecek vakit bulamayabilirsiniz; çünkü Floransa bir sanat şehri. Her tarafı müzeler ve galerilerle dolu. Ama muhakkak Uffizi’yi ziyaret edin. Ben 5 sene önce annemle ilk İtalya gezime çıktığımda, Floransa’da geçirilecek tek günümüz vardı ve Uffizi önündeki bilet kuyruğunu görünce, vakit yetersizliğinden dolayı boynum bükük bir şekilde galeri kapısından geri dönmüştüm. Ali ile bu gezimizde, daha gitmeden önce olmazsa olmazımız illa ki bu galeriyi görmekti. Çünkü buradaki eserler Rönesans’ın kalbini oluşturuyor diyebiliriz. Şöyle bir püf noktası da vereyim size; Uffizi’nin kapısında bilet kuyruğu çok oluyor ve bazen de o günlük bilet satışı kapanmış olabiliyor. Gitmeden önce biletinizi online alabilir ve bu sıkıntıdan kurtulabilirsiniz ama buna epey bir para ödemiş olursunuz. Onun yerine siz de bizim gibi kalacağınız otelden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Floransa’daki oteller bu hizmeti ücretsiz veriyorlar, sizin adınıza rezervasyon yaptırıyorlar ve siz de rezervasyon numaranızla kapıdan gidip biletinizi alabiliyorsunuz. Bilet fiyatı kişi başı 20 EUR. Uffizi en eski ve en ünlü sanat müzelerinden biri. Burada ünlü Medici ailesinin sanat koleksiyonu sergilenir. “Uffizi”, İtalyanca “ofisler” demektir. Müzenin bu adı, eskiden burasının Medici ailesi zamanında şehrin yönetim merkezine bir köprüyle bağlı olan ofislerden oluşmasından ileri geliyor. Galeride Boticelli’nin en ünlü eseri Venüs’ün Doğuşunu görebilirsiniz. Ayrıca; Tiziano, Michenlangelo, Raffaello, Caravaggio, Franceso gibi büyük Rönesans sanatçılarının eserleri de içeride sizi bekliyor olacak.IMG_9444IMG_9448IMG_9461
  • Signoria Meydanı; Uffizi galerisinin avlusunu bitirdikten sonra kendinizi Signoria meydanında bulursunuz. Burayı da Duomo meydanı gibi boş bulmak mümkün değildir, çünkü şehrin kalbidir. Meydanda heybetiyle yükselen Vecchio sarayını ve ünlü sanatçıların heykellerinin kopyalarını görebilirsiniz. Burası tam anlamıyla bir açık hava heykel müzesi gibidir. Davut Heykeli, Perseus, Neptün çeşmesi , Herakles ile Cacus görülecek önemli eserlerdir. Çoğunun orjinali ise Accademia’da sergilenmektedir. Meydanın etrafı ise bu keyifli ortamı izleyebilmek adına restoran ve cafelerle çevrilidir. Gözünüze kestirdiğiniz birine geçip, mis kokulu İtalyan kahveleriyle akan hayata ve sanata tanık olmak pek keyifli olacak bizden söylemesi.IMG_9415IMG_9422IMG_9617IMG_9354
  • Vecchio Sarayı: Floransa’nın 1298-1314 yılları arasında inşa edilmiş en eski resmi yapılarından biri. 14. yüzyılda Floransa Cumhuriyeti Yürütme Konseyince kullanılan Vecchio, daha sonra Medici ailesinin hem evi, hem de grandüklerinin yönetim merkezi olmuş. Bugün Vecchio sarayı halen belediye sarayı olarak kullanılmakta, ama sarayın büyük bölümü müzelerden oluşuyor. Biz sarayı dışarıdan görüp, saray gezme hakkımızı çok merak ettiğimiz Pitti sarayına ayırdık. Sizin vaktiniz varsa içini muhakkak gezin deriz.IMG_9505
  • Ponte Vecchio: Arno nehri üzerine kurulu, pastel renkli ve Floransa’nın en meşhur köprüsüdür. Medici ve Uffizi saraylarını da birbirine bağlar. Fotoğraf çekmek için herkesin kendine ufacık bir boşluk bulmaya çalıştığı nokta da diyebiliriz. Şaka bir yana köprünün renkleri çok güzel ve gün batımında fotoğraf çekmek için de harika bir nokta. Köprü üzerinde hediyelik eşya ve kuyumcu dükkanları bulunuyor.  Akşamları da üzerinde sokak müzisyenleri sayesinde kulağınızın pası siliniyor. Hem gündüzü, hem gecesi ayrı güzel bir yapı.IMG_9627IMG_9635DSC01300
  • San Lorenzo Bazilikası; bu bazilikanın içini gezecek vakit ve enerjimiz kalmasa da, bahçesini ve koridorlarını keyifle gezdik. Labirentimsi bahçesinin içindeki portakal ağacı görülmeye değer. O kadar gerçek dışı ve sihirli görünüyordu ki. Biraz da tarihinden bahsedersek; Floransa şehir merkezinde ana pazar bölgesinde konumlanıp ve en büyük kiliselerden biri olup, Medici ailesinin Cosimo il Vecchio dan Cosimo III’e kadar bütün önemli üyelerinin mezar yeridir. 393 yılında kutsandığında Floransa’da en eski olduğu iddia edilen kiliselerden biridir. Şehir surlarının dışında yer alır. Piskoposun ikamet yerinin Floransa’da Santa Repata’ya transferinden önce 300 yıldır şehrin katedraliydi. 1419 yılında Giovanni di Bicci de’ Medici yeni bir kilise yapımı için gerekli finansmanı vereceğini önerdi. 15. YY’ın ilk yarısında Rönesans mimari tarzının önde gelen mimarı Filippo Brunelleschi bu yapıyı yapması için görevlendirildi. Fakat yapı, değişiklikler ile onun ölümüne kadar tamamlanamadı. Kilise diğer önemli mimari işleri içeren karmaşık daha geniş bir manastırın parçası olup, Brunelleschi’nin Eski Sacristy, Michelangelo’nun Laurentian Kütüphanesi, Yeni Sacristy (Kilisede kutsal eşyaların muhafaza edildiği oda) Michelangelo’nun dizaynına dayanıyordu ve Matteo Nigetti’nin Medici şapelleri’ni içeriyordu.IMG_9607San Lorenzo’nun portakal ağaçlı bahçesiIMG_9616
  • Pitti sarayı: Vecchio sarayını gezemesek de, Pitti sarayını ve içindeki Boboli bahçelerini oldukça merak ediyorduk. Dolayısıyla bu devasal saraya neredeyse yarım günümüzü ayırdık ve içindeki sanat eserlerinden ve büyüleyici bahçesinden pek keyif aldık diyebilirim. Tabii o kadar çok yürüdük ki, günün sonunda otele dönecek halimiz bile kalmamıştı. Gelelim biraz da tarihi önemine; Pitti sarayı koskocaman bir Rönesans sarayıdır. Arno Nehri’ nin güney tarafında konumlanmıştır yani Vecchio ve Uffizi ile tam ters yöndedir. Eski Köprü’ ye kısa bir mesafe uzaklıktadır. 1458 yılında Luca Pitti’ nin kasaba residansıyken, 1549 yılında Medici ailesi tarafından satın alınmış ve Taskonya Büyük Dükalık ailesinin en önemli yönetim residansı haline gelmiştir. Saray bir büyük hazine dairesi haline gelince, sonraki jenerasyon tablolar, kupa-şiltler, kuyumculuk ve pahalı mülkleri toplamıştır. 1919 yılında kral  Vittorio Emanuele tarafından İtalyan halkına bağışlanmış ve kapıları halka Floransa’nın en geniş sanat galerisi olarak açılmıştır. Bugün, Medici ailesinin olduğu kadar birçok küçük kolleksiyonlara ev sahipliği yapmakta ve bütünüyle halka açık bulunmaktadır. İçinde porselen, kostüm, gümüş ve modern sanat bölümleri olmak üzere çok değişik müzeler bulunuyor. Bu müzeleri ve Boboli bahçelerini muhakkak gezin deriz. Kapıdan biletinizi alabilirsiniz, gezeceğiniz galerilere göre tekli seçim yapıp, ödeyebiliyorsunuz. Biz kişi başı 7 EUR gibi bir fiyat ödedik.IMG_9665Sarayın muazzam tavanları ve heykelleriIMG_9677IMG_9689IMG_9764Masalsı Boboli BahçeleriIMG_9709IMG_9718IMG_9714IMG_9734
  • DSC01365IMG_9744IMG_9751
  • Santa Croce Bazilikası: Franciskan mezhebinin en önemli kilisesi olup, Roma Katoliik Kilisesi’nin küçük bir basilikasıdır. Santa Croce Meydanı’nda bulunur. Michelangelo, Galileo, Machiavelli, Foscolo, Gentile, Rossini ve Marconi gibi bazı en meşhur İtalyanların mezar yeridir. Bu nedenle ayrıca Temple of the Italian Glories olarak da bilinir. Gittiğimizde kilise kapalı olduğundan içini göremesek de, dışarıdan oldukça zarif ve güzel bir yapı, fotoğraflamaya doyamadıkIMG_9800
  • Accademia: Floransa’da bulunan bir akademi ve sanat müzesidir. Avrupa’daki ilk çizim akademisidir. 1561’de Medici ailesinin isteğiyle Giorgio Vasari, Agnolo Bronzino ve Bartolommeo Ammannati tarafından kurulmuştur. Bu üç sanatçı Davranışçılık akımının kurucuları ve en büyük temsilcileridir. 1784’de şehirdeki tüm sanat okulları Accademia altında birleştirilmiştir. Müzede günümüzde sergilenen en önemli eser, 1873’te müzeye taşınan Michelangelo’nun Davut Heykeli’dir. Uffizi ve bu müzeyi gezmek yarım ya da neredeyse tam gün sürdüğü için biz Accademia’ya dan değil de tercihimizi Uffizi’den yana yapmıştık ama sizin vaktiniz varsa muhakkak gezin.
  • Santa Maria Novella Bazilikası: Bu kilise gotik mimarinin son derece güzel ve etkileyici eserlerinden biridir. Kilise Santa Maria Novella tren istasyonun hemen yanında yer almaktadır. Bulunduğu meydandaki en güzel yapıdır.  Kilisenin dış yüzeyi Floransa’da yer alan bir çok yapı gibi mermerden inşa edilmiştir. Yapının alt kısmı ise Roma tarzındadır. İçerisini gezmesek de, merkezde olan tren istasyonunu çokca kullanacağınızdan bu kiliseyle baya bir içli dışlı olacaksınız 🙂
  • Mercato Centrale: Floransa’nın tarihi atmosferli pazarıdır. Buraya muhakkak uğrayın ve Toskana mutfağının tazecik ürünlerinden kendinize edinin. Makarna, baharat, limoncello, kurutulmuş sebze, meyve ve hatta sevenler için pastırma almak için en uygun ve leziz yer. İçinde ayakta keyifle şarabınızı içip, atıştırmalıklarınızı yiyebileceğiniz  yerler de var. Çok yerel ve fiyatça uygun bir ortam, biz kendimize epey çeşitte makarna aldık. Makarnanın bu kadar çeşidi olduğunu hiç bilmiyordum, satıcıların detaylı anlatımı ve yardımseverliği ise harikaydı. Burayı şiddetle öneriyorum 🙂
  • Repubblica Meydanı: Oldukça büyük bir meydan olan Piazza Della Repubblica Floransa’da buluşma yeri olarak da kullanılır. Meydandaki atlı karınca gündüz ve gece ayrı güzel gözüküyor. Ayrıca sokak müzisyenlerinin uğrak yeri, o yüzden gece pek hareketli ve keyifli oluyor.DSC01245Sokak müzisyenleri ile gecesi de ayrı keyifli
  • IMG_9814IMG_9821

Nerede kalsak, nerede yesek dediğinizi de duyar gibiyim 🙂

  • Bunca tarih ve sanat dolu yer önerisinden sonra size kaldığımız otelin de adını vermek istiyorum. Florence Dream Domus’un hem konumundan, hem de misafirperverlik ve dekorasyonundan oldukça memnun kaldık diyebilirim. Otelimizi Ali ile çokca kafa patlatıp, Booking’den seçtik. Linki de burada, odalarına detaylıca bakabilirsiniz. Aslında otelden ziyade ev gibiydi, Duomo’ya ve Santa Maria Nouvella tren istasyonuna 5 dakikalık yürüme mesafesinde, tatlı bir ara sokakta bulunan bir apartmanın 2. Katını, yani komple daireyi otele çevirmişler ve Floransa’nın nostaljik havasını özenli dekorasyonlarıyla odalarda çok güzel hissettirmişler. Hatta oda isimleri bile Medici ailesinin isimlerinden oluşuyor. Sabah oteldeki kahvaltılar çok güzeldi, hatta İtalya’da en leziz kahveyi otelde içtim diyebilirim. Şehir hakkında çok güzel bilgi verdiler ve müzelere rezervasyon konusunda çok yardımcı oldular. Giderseniz bu oteli size iç rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Hatta bizim kaldığımız Maria adlı odada kalırsınız belki 🙂 Otelimizin konumu sayesinde, Floransa’nın içinde gezerken hiç vasıta kullanmadık, yukarıda saydığım görülmezse olmaz dediğim her yere yürüyerek ulaştık.
  • Yemeden dönmeyin diyeceğim 2 pizzacı ismi de vereceğim size. Her iki yer de çok kalabalık olabiliyor ama çalışanlar çok nazik ve aşırı bekletmiyorlar. Biz ikisinden de çok memnun kaldık diyebilirim. Biri, San Lorenzo bazilikasının çok yakınında olan Ciro & Sons, buranın hem pizzaları, hem gnocchi’si, hem de tiramisusu harikaydı.IMG_9213Ciro & Sons’ın nefis pizzası ve tiramisusuDSC01491
  •  Bir diğer tavsiyem ise Napoli tarzı pizzalarıyla oldukça meşhur olan O’Munaciello, buranın iç dekorasyonu da çok keyifli ve kömür ateşinde                 pişen patlıcanlı pizzası bir harikaydı. Merkezden biraz uzak ama biz Pitti sarayından yürüyerek ulaştık. Sorsanız zaten herkes tarif eder, çünkü oldukça bilinen bir pizzacı.IMG_9521                       
  • Gelelim gelato konusuna 🙂 Floransa’da her köşe başı dondurmacı, ve biz Ali ile bu konuda fazlaca çılgın olduğumuzdan o kadar çok dondurma tattık ki. Ama en beğendiğimiz tesadüf eseri bulduğumuz Caffe Fiorenza’nın dondurması oldu. Burayı Pitti sarayından yürüyerek bulabilirsiniz. Özellikle ananas, kavun ve çileklisini mutlaka tadın deriz.DSC01323Çok sevdiğimiz diğer bir cafe de; Signoria meydanında bulunan Cafe Rivoire oldu. Vaktiniz olursa muhakkak Cafe Gilli ve Scudieri’yi de uğrayın. Zaten vitrinleri oldukça cezbedici, içeri girmekten kendinizi alıkoymayın 🙂IMG_9363

Epey uzunca ve bol fotoğraflı bir yazı oldu, ama Floransa yaz yaz bitecek bir şehir değil. Daha görülecek ve anlatılacak o kadar çok saray ve müze var ki, ama bizim “en” lerimiz bunlar oldu diyebilirim. Umarım sizin daha çok vaktiniz olur ve bu şehri sanatına doya doya yaşayabilirsiniz.

Bir sonraki yazımız günü birlik görme fırsatı bulduğumuz Siena, San Gimignano ve Chianti için gelecek.

Umarız bu yazı listesi işinize yarar.

Bizi facebook, instagram ve youtube’dan da takip edebilirsiniz. Özellikle Floransa Günlükleri videolarını youtube kanalımda halen izlemediyseniz, bu yazıdan sonra daha keyifle izleyeceğinize eminim.

Yeni maceralarda görüşmek üzere, şimdilik bizden sevgiler 🙂

 

3 Discussions on
“Floransa’da Görmeden Dönmeyin”
  • Biz geçen yaz sadece 2 gün ayırmıştık Floransa`ya ve tabii ki yetmedi, bu yaz 5 günlük bir plan daha yaptık 🙂
    Uffizi biletleri b-ticket.com sitesinde komisyonsuz satılıyor bu arada (16.5€) otelden rez. imkanı bulamayanların aklında olsun. Biz geçen yıl bu şekilde alıp sorunsuz girmiştik.

    Yemek tavsiyeleriniz not alıyorum umarım umarım bir aksilik olmaz ve gidip deneyebiliriz 🙂

    • ah ne güzel, 5 gün çok ideal bir süre gerçekten. Bilet fiyatını yanlış hatırlıyor olabilirim belki haklısınız. Umarım çok keyifli bir gezi olur sizin için. O’Munaciello’da mutlaka bir akşam yiyin, ortamı da çok keyifli 🙂 Size şimdiden güzel tatiller diliyorum. Sevgiler

Leave A Comment

Your email address will not be published.