5 Müzik-5 An - playinduo

playinduo

5 Müzik-5 An

Müzik denilen şey; benim hem mevsimlerimi, hem yiyeceklerimi, hem seyahatlerimi, hem de okuduklarımı etkiler. Hatta daha o kadar çok şeyi etkiler ki. Buraya yazmakla tükenmez. Müzik bunca duyuya hitap ederken, yaratıcılığı ise yüksek düzeyde besler. İlk okuldan beri ödevlerimi müzik eşliğinde yaparım, minibüste müziksiz yola devam edemem, ne zaman sevimsiz bir gün geçirsem yine müziğe sarılırım. Çok mutlu olsam da coşkumu yine müzikle paylaşırım. Kısacası müzik her ana ve her duyguma eşlik eder. Kulağımda müzik olunca, farklı coğrafyalar da bile kendimi yalnız hissetmiyorum. O resmen benim dostum! Her anımın müziği var, artık Ali bile alıştı saat kaç olursa olsun, bizim evde uyanınca ilk müzik seti açılır. Bu bizim günaydın, nasılsın deme şeklimiz gibi bir şey. Instagram’dan takip edenler #1güne3müzik etiketimi ve onun altındaki paylaşımları görüyorlar. Ama bakın bana o etiket bile bazen yetmiyor ve ben blogda da gördüğünüz gibi müzik hakkında susamıyorum.

Bugün de verdiği hissiyatı yanına iliştireceğim 5 şarkı paylaşmak istiyorum sizlerle. Bakalım dinlediğinizde, bana verdiği duyguyu size de hissettirebilecek mi bu müzikler.

Kahvaltıyı kim sevmez, eğer bir de hafta sonuysa en güzel sohbetler hep kahvaltı sofrasında olur. Hazırlaması ayrı keyif, sevdiklerinle yemesi ayrı keyif. Hele o kahveyi ya da çayı ilk bardağa döküş anı yok mu. Ben o kısıma şiir bile yazarım 🙂 Bu güzel anda fon müziği de reçele, bala karışıyorsa, muhabbetine muhabbet katacağı bence tartışılmaz. Bu sıcacık tablo için benim çok yakıştırdığım parça ise Nina Simone’un yorumuyla Here comes the sun. Siz de aklınıza gelenleri bana yazın olur mu 🙂

IMG_6157

Aklımda canlanan ikinci sahne ise; tatildesin Haziran ya da Temmuz ayları gibi. Denizde güzel bir gün geçirmişsin, kışın o kasvetli D vitamini yoksunu havası gitmiş. Doğa uyanmış, güneş capcanlı, her yerden enerji fışkırıyor. Yeşilin tonları, çiçekler, gökyüzü, her renk doygunluk derecesini zorluyor. Canlılık işte bu, hayatta olmak böyle bir şey diyorsun. Oldukça hafif hissediyorsun, güzellikleri keşfetmek şu anda tek misyonun. Her dal, her çiçek, her gülen yüz, her köşe başı sanki seni selamlıyor. Hafifsin, çok hafif, önünde kocaman bir yaz var. Gerçekleşmese bile hayaller kuracaksın, kendinle barışacaksın, yelkenlilere el sallayacaksın, rüzgarda saçların uçuşacak ve sana güzel müzikler eşlik edecek. İşte bunlardan biri de Xavier Rudd- Follow the sun.

DSCF5148

Kendinle baş başa kalıp, zamanla oyun oynamayı seviyorsun. Geçmiş gelecek sınırın olmuyor bu anlarda, zaman yönetimin tamamen sana ait. Kimse seni sorgulamıyor ve sen en çok bu anlarda kendini özgür hissediyorsun. Yalnızlığı zaman zaman seviyoruz öyle değil mi, şahsen ben çok severim insan kendiyle konuşmazsa zamanı şekillendiremez. Kavga da edersin, kendini seversin de. Bu gibi zamanlarda zihin terapine müzik eşlik ederse, bu anlar tadından yenmez. Mesela John Mayer-Waiting on the world to change hiç fena gitmez.

20160226132957_IMG_5108

Çoktandır istediğin o seyahat vakti sonunda geldi. Önünde keşfedilecek yollar, tırmanılacak tepeler, yolun sonunda görülecek ormanlar var. Doğaya açılmak için çoktandır bekliyordun, gri şehirden, seni hapis eden binalardan kaçıp uzaklaşmak için koca bir seyahat seni bekliyor. Yeni yeni notlar alacaksın, oksijenle başın dönecek, soğuk yüzünü kesecek, bazı yerlerde suya düşecek ve sırt çantan yürüdükçe daha da ağırlaşacak. Ama sen çok heyecanlısın, gözlerini kocaman açıp, her bir kareyi anı hazinene kaydedip, yeri geldiğinde çıkarıp, kendinle gurur duyacaksın. Bu ana eskilerden bir parça yakıştırdım; Simon & Garfunkel – El Condor Pasa (If I could). Aynı zamanda Wild filminin de soundtrack’i, izlemediyseniz muhakkak ama muhakkak izleyin. Şahanedir!

IMG_4805

Günü batırmışsın, belki yorgun bir gün bitmiş ya da keyifli fark etmez. Işıklar gökyüzünde son oyunlarını oynayıp, terk edecekler sahneyi. Sonrasında uzun bir gece başlayacak. Sen kahvenden bir yudum alıp, renk oyunlarıyla hayaller kuruyorsun, cevabı olan ya da olmayan sorularla eğleniyorsun zihninin içinde. Basit ve her gün gerçekleşen bu sahneyi sanki ilk defa görüyormuş gibi gözünü bir dakika ayırmak istemiyorsun. Hayatın bu rutin güzelliklerini seviyorum diyorsun. Sıradanlığı yıkmak en basit güzellikleri fark etmede ve kıymetini bilmek de yatıyor çünkü, uzun uzadıya o gökyüzüne bakıp, içinden konuşmak ve kahve içmek sana o kadar iyi geliyor ki. Hele bir de yanına eşlik eden First Aid Kit-Emmylou varsa o an daha da güzelleşir.

IMG_5024

Şarkıların yanına linkleri ekledim, ister tek tek dinleyin, isterseniz de aşağıdaki gibi playlist halinde. En güzel anlarınıza, en güzel müzikler eşlik etsin ve onları sizin için unutulmaz kılsınlar. Mutlu ve güzel bir hafta sonu dilerim herkese 🙂

Playinduo’dan Sevgiler 

4 Discussions on
“5 Müzik-5 An”
  • Ah Pınar, o kadar sevdim ki bu yazını, taaa derinlerime alıp yerleştirdim. Birkaç yıl önce benzer listeler yazardım bloguma, çok daha fazla müzik dinlerdim ya da müziklerim çok daha anlamlı gelirdi o zamanlar. Sayende artık eskisine göre ne kadar az müzik dinlediğimi fark ettim, bir de Simon and Garfunkel’i ne çok özlediğimi. El Condor Pasa belki de en sevdiğim şarkılarıdır, çocukken bizim evde plaktan çalardı benimkiler. Bu puslu ve sakin günde açıp dinleyeceğim şimdi, kalemine ve müziğine sağlık.

    • Eylül’cüm çok sevindim sana o güzel günleri anımsatmasına. Ben de daha fazla müzikle ilgili yazmak istiyorum ama bazen beslenecek bir kaynak bulamıyorum. Neyse ki şu ölümsüz ve herşeyi güzelleştiren eskiler var. Çok mutlu etti bu yorumun beni, güzel müzikli ve güzel dolu dolu “an”lı günlere diyelim. Sevgiler

şahika için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Your email address will not be published.