Baharda Kapadokya Gezisi - playinduo

playinduo

Baharda Kapadokya Gezisi

Uzun zamandır yazmaya çalıştığım bu yazıyı gerek koşturmadan, gerek dosyaları düzenleyememeden ötürü bir türlü tamamlayıp, yayınlayamadım. Neyse en azından hala bahar ayları içindeyiz ve eğer siz de şu anda baya popüler hale gelen Kapadokya’ya gitmek isterseniz, belki bu yazı size yardımcı olur. Kapadokya son zamanlarda bu kadar popüler hale gelince, baştan acaba gitmesek mi, fazla mı şişiriliyor, çok mu kalabalık olur diye aklımda sorularla boğuşsam da, baktığım fotoğraflar hatta yabancı turistlerin yazıları ve videoları oldukça aklımı çeldi. Hazır 14 Mart da doğum günümken, neden orada geçirmeyelim dedik ve Ali organizasyonlara başladı. Uçak bileti halledildi ve geldik otel araştırmasına. Bence bu kısmı en zoruydu, booking’de nasıl oteller var öyle. Meğersem Kapadokya tam bir butik otel cennetiymiş. Çok lüksler de mevcut, daha bütçe dostu olanlar da. Uzun uzun araştırıp, bolca fotoğrafa baktıktan sonra, biz Göreme’de bulunan Sultan Cave Suites’de karar kıldık. Biz fotoğraf ve video çekmeyi çok sevdiğimizden otelin manzarası ve konumu en önem verdiğimiz konuydu. Varınca da gördük ki bu konuda çok doğru bir tercih yapmışız. Otelimizin herkese açık olan terası en güzel Kapadokya manzaraları ve balon fotoğrafları çekmek için idealdi.

İşte manzaramız 🙂

DSC00576 DSC00566 DSC00573

Ayrıca işletmecilerin ilgisi ve hoşsohbeti de harikaydı. Odaların da konforu ve büyüklüğü çok yerindeydi. Gönül rahatlığıyla size bu oteli tavsiye edebilirim. Restoranını da denedik ve o konuda da bizden tam not aldı 🙂

Biz ilk gün gelir gelmez, odamıza yerleştik ve ilk yapacağımız aktiviteye karar kıldık. Kapadokya baya bir aktivite cenneti, atv kiralayabilirsiniz, dilerseniz atla vadileri gezebilirsiniz, balonla Kapadokya’nın bütün detay güzelliklerine hakim olabilirsiniz. Biz ilk gün bir çevre turu yapıp, etrafı tanıma amaçlı ATV turunda karar kıldık ve çok eğlendik diyebilirim. Ali de, ben de ilk defa binmemize rağmen hiç korkmadık ve önümüzdeki rehberimiz sayesinde rotamızı izleyip, gerekli noktalarda durup, hem bilgi aldık hem de fotoğraflarımızı çektik. ATV kullanmayı bilmeye gerek yok, emin olun herkes kullanabilir ilk seferde 🙂

ATV rotamız şöyleydi;

Kılıçlar Vadisi, Güllüdere Vadisi, Kızılçukur Vadisi, Çavuşin Kasabası, Aşk Vadisi. Dilerseniz video’dan da izleyebilirsiniz.

IMG_5394

Kılıçlar Vadisi

IMG_5411

Güllüdere Vadisi

IMG_5416 IMG_5428

Çavuşin Köyü IMG_5432

IMG_5434

İlk günden Kapadokya’nın büyüsüne kapıldık ve önümüzdeki günlerde göreceğimiz güzelliklerin hayaline düştük. İlk akşam otelimizin restoranını denedik, manzarası, otantik atmosferi ve yemekleri şahaneydi. Restoranın ismi Seten ve başka otelde kalsanız dahi, bir akşam rezervasyon yaptırıp, yemeğinizi burada yiyebilirsiniz.

IMG_5462

Gelelim ikinci güne, sabah 4.30’da alarmla uyanıp alaca karanlıkta otel odasından fırladık. Deli misiniz demeyin, çünkü balonları ancak bu saatlerde fotoğraflayabilirsiniz. Çıktık otelimizin terasına, tripodu kurup, hem bolca fotoğraf, hem de video çektik. Video’ları bu linkten izleyebilirsiniz. İnanın gördüğünüz manzara o kadar büyüleyici ki, güneşin doğmasıyla beraber o sabah soğuğu hafiften kırılıyor ve gerisi size sunulan bir tabloya dönüşüyor. İşte o kısımda zamanı durdurmak isteyeceksiniz. Bunca huzur, bunca renk ve sihir sanki size hediye edilmiş gibi. Biz yorgun ve bıkkın şehirliler için bundan daha güzel bir an olamaz. Sessizliği ve huzuru o kadar özlemişim ki, sadece kuş sesleri, uçan balonlar, aydınlanan gökyüzündeki renk oyunları gerçek olamayacak kadar güzeldi. Haydi gelin biraz da fotoğraflara bakalım.

IMG_5522 IMG_5546 IMG_5569

İlk gün balonları izledikten sonra, Woop Woop Travel ile ayarladığımız turumuza başladık. Bu turları siz de Göreme’ye gidince ayarlayabilirsiniz. Minik bir minibüs ve rehber eşliğinde her noktayı gezdik. Biz 2 günlük tur satın aldık. İlk günkü rotamız şöyleydi; Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağ Vadisi, Uçhisar kalesi, Avanos Seramikçileri, Devrent Vadisi, Ürgüp Üç Güzeller ve Aşk Vadisi.

Bunların arasında bizim en çok etkilendiğimiz yer Göreme Açık Hava müzesiydi. Kocaman bir alana yayılmış olan peri bacalarının yanında, M.S. IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği eden bir kaya yerleşim yeri. Yani inanılmaz bir tarih yatıyor burada. Vadiyi oluşturan alanda, kaya blokların içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları oyulmuş.

IMG_5615 IMG_5613

DSC00592

Göreme Vadisi, manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul ediliyor. Kiliselerde Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kullanılan geometrik süslemeler ortaya çıkarılan ilk boya katmanlarında görülebilirken, daha sonraki tarihlerde yapılan freskler İncil ve Hz. İsa’nın hayatından sahneleri betimliyor.

IMG_5600

Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor. Burası gezerken epey bir vaktinizi alacak ama gerçekten ben her bir taşına, kilisesine hayran kaldım.

Uçhisar Kalesi: Kapadokya’nın zirvesi, en güzel manzaraya sahip noktasıdır. Bin yıldan fazla süre boyunca hatta 1950’li yıllara kadar insanlar kale içine oyulmuş odalarda yaşamış. Bölgeye çok hakim bir noktada bulunduğu için stratejik açıdan önemi büyük.

IMG_5577

IMG_5587

IMG_5594

Paşabağ Vadisi: mantar formundaki enteresan Peribacalarının bulunduğu Paşabağ Vadisi aynı zamanda da Peribacası oluşumu ve gelişiminin de en iyi gözlenebildiği yerlerden birisi. Ayrıca yürüyüş yolları da peribacalarının arasından geçtiği için burada yürüyüş yapmak da oldukça zevkli. Bir de bahar çiçekleri bize eşlik ediyorsa daha ne isteriz ki 🙂

IMG_5669

IMG_5667

Devrent Vadisi: Kapadokya’da her vadinin kayaç yapısı ve rüzgarı alış açısı birbirinden farklı. Bu nedenle vadilerdeki peribacası oluşumu da farklılıklar gösteriyor. Devrent Vadisi bu anlamda çok farklı peribacası oluşumlarının gözlenebildiği özel bir vadi. Hatta bu farklılık o kadar özel ki peribacalarının şekillerinin bazı canlılara benzetilmesi nedeniyle Hayal Vadisi olarak da bilinir. Her baktığınız yerde bir deve, bir surat veya at görmek olası. Bu açıdan da bulmaca gibi ve çok eğlenceli denilebilir.

IMG_5662

Ürgüp Üç Güzeller: Burası Kapadokya fotoğraflarının en ama en meşhur noktası, hatta çoğu Türkiye kartpostalının da ikonik fotoğrafı diyebiliriz. Kulağa komik gelse de buranın bir de mitolojik hikayesi var. Kapadokya Kralı kızını bir prens ile evlendirmek ister ancak kız bir çobana aşıktır. Gizlice evlenir çobanla ve red eder prensle evlenmeyi. Bir süre sonra çocukları olunca, kral öğrenir bu gizli aşkı ve vazgeçirmek için konuşur kızıyla ancak ikna edemez. Hikaye bu ya hiddetlenir kral ve çobanı getirmeleri için emir verir. Kız gizlice çobanın yanına gidip çocuğuyla birlikte kaçmaya başlarlar. Peşlerinden gelenlerden kaçmak isterken, tepenin eteklerinde sıkışıp kalıverirler ve dua ederler ellerine geçmemek için. Birden bire taşlar yerlerini alır onların ve kaybolurlar ortadan. Gelip burada fotoğraf çektirmezseniz, Kapadokya’ya gelmiş sayılmıyormuşsunuz. Bunu da unutmayalım lütfen 🙂

IMG_5651 IMG_5659

Aşk Vadisi: Buranın hikayesini uzun uzun anlatmaya gerek yok bence adı her şeyi anlatıyor. Kapadokya’da en güzel gün batımının izlenebileceği nokta burası. Kısacası sevdiğinizi alın gelin ve bu koca vadiye beraberce hayran kalın 🙂

IMG_5687 IMG_5690 IMG_5705

İlk günümüzü bu şekilde yoğun bir turla bitirdik. Gelelim ikinci güne; rutin haline gelen bir şekilde yine çok erken uyandık, çünkü bu sefer en heyecanlı kısım olan balon turunu gerçekleştirecektik. Evet bu kısım bizim için gezinin en can alıcı kısmıydı. Sabah 4.30’da Skyway Balloons’dan bizi almaya geldiler ve saat 5 gibi balona binmek için hazırlanıyorduk. Balonları hiç bu kadar devasal hayal etmemiştim. Binmeden önce pilotumuz bize bilgiler verdi ve hop şahane bir şekilde havada süzülüyorduk. Detaylı bilgi için bu yazıma gidebilirsiniz.

İnanılmaz keyifli balon gezisinden sonra, bizi bekleyen uzun bir gün ve keşfedilecek bir dolu yer daha vardı. Woop Woop travel ile turumuza başladık ve 2. Gün rotamız da şu şekildeydi; Selime Manastırı, Güvercinlik Vadisi, Ihlara Vadisi ve Derinkuyu yer altı şehri.

Selime Manastırı:  Bu manastırın en önemli özelliklerinden biri bölgedeki din adamlarının yetiştirildiği mekan olmasıymış. Bölgeyle ilgili toplantılar ve askeri üstler burada bulunmaktadır. Selime, Kapadokya’nın en büyük manastırıdır. İsa’nın göğe çıkışı, Müjde, Meryem gibi tasvirler vardır.  Ayrıca burayla ilgili şöyle bir söylenti de var Star Wars’un bir bölümü burada çekilmek istenmiş ama set olarak kullanılmasına izin verilmemiş. Dolayısıyla buranın bire bir kopyasını set haline getirmişler ve filmde onu kullanmışlar 🙂 Bu kısımdaki kayaçlar ve manzaralar benim çok hoşuma gitti. Görmeden dönmeyin derim.

IMG_5854

Güvercinlik Vadisi:

9. YY’a kadar güvercinler bölge halkı için baya önemli hayvanlar. Halk vadilere oyulmuş olan ve güvercinlik denilen yuvalarda kuşları besler ve bu yuvalardan topladıkları gübreleri bağlarında kullanırmış. Eskiden bölgede yaşayan Hristiyanlar ise, bu kuşların yumurtalarını toplayıp fresk adını verdikleri kilise resimlerinin alçılarında kullanıyorlarmış. Tarihi Uçhisar Kalesi, vadi için en güzel seyir mekânlarından biridir.

IMG_5844

Ihlara Vadisi: Ihlara vadisi hem tarihe, hem de doğaya hayran kalmak için harika bir yer. Bu vadide yürürken, hem suyun sesine kapılacak, hem de etraftan gözünüzü alamayacaksınız. Mis gibi temiz havası da resmen bünyeyi resetleme özelliğine sahip diyebilirim. 14 km uzunluğunda ki vadi Ihlara’dan başlar, Selime’de son bulur. Vadinin yüksekliği 100 –150 m dir. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır. Ihlara vadisi’nde kiliselerdeki süslemeler 6. YY’dan başlayarak 13. YY’ın sonuna kadar devam etmiştir. Bazı barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirine tünellerle bağlantılıymış.

Melendiz çayına karşı keyifle bir çay içmeyi unutmayın 🙂

IMG_5884

Derinkuyu yer altı şehri: Kapadokya’ya gelmeden önce en merak ettiğim yerlerden birisi burasıydı. Ben böyle mistik ve tarihi hikayelere bayılırım. Hele bir de yerin kat kat altına indikçe ve rehberin anlattığı hikayeleri dinledikçe, resmen o zamanlara ışınlanmış gibi hissettim kendimi. Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu sayesinde inşa edilmiş sekiz katlı Derinkuyu Yeraltı Şehri, büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlardan oluşuyor. Bölgede bulunan bir diğer örnek olan Kaymaklı Yeraltı Şehri’nden farklı olarak Derinkuyu’da bir misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ilgi çekici bir kuyu da bulunuyor.

DSC00670II. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelerek buraya yerleşmişler. Bölgedeki yeraltı şehirlerini kuran ilk Hıristiyanlar, girişleri kolayca fark edilemeyecek şekilde yapılmış bu şehirlerde saklanarak Romalı askerlerin zulmünden kurtulabilmişler. Yeraltı şehirlerinde uzun süre dışarı çıkmadan yaşamak zorunda kalabilecekleri için erzak depoları, havalandırma bacaları, şarap imalathaneleri, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, tuvaletler ve toplantı odaları yaparak alanlarını genişletmişler. İnsanoğlunun o tarihlerdeki bu mücadelesi ve dinleri yayma güdüsü baya baya şaşırtıcı ve takdir edilesi. Biz hayranlıkla bütün bölmeleri gezdik.

DSC00676

Bu arada siz bu gezide ne yediniz ne içtiniz derseniz. İnanın bu gezinin yoğunluğundan pek meşhur restoranlara gitme fırsatımız olmadı. Biz bu seferlik yemek kültürü yerine, tarihe ve coğrafyaya feci verdik kendimizi. Ama denediklerimizi şiddetle tavsiye ederim. Seten restoran ve Göreme içindeki minicik Fırın Express ‘in yemekleri de, ortamı da pek keyifliydi.

2. günümüz hem balon turu, hem de bu dolu dolu geziyle inanılmaz yorucu geçse de, bunca güzelliğe tanık olmak harikaydı. Kapadokya gerçek dışı bir yer, doğa deseniz her tarafta size sürprizler sunuyor, tarih deseniz bu kadar eski kalıntılara Hristiyanlık öncesine gidebilmek inanılmaz bir serüven. Her türlü duygunuzu tatmin edebileceğiniz ve şaşkınlıkla evinize dönebileceğiniz bir tatil fırsatı sunuyor bu coğrafya size. Böyle bir yere sahip olduğumuz için inanılmaz şanslıyız. Mutlaka görmeniz gerek deyip yazımı burada sonlandırıyorum.

Bir sonraki rotamız Floransa, maceralarımızı ve küçük hazlarımızı yakından takip etmek için; bizi instagram, facebook ve youtube’dan takip etmeyi unutmayın 🙂

Playinduo’dan sevgiler.

DSC00586

.

 

 

2 Discussions on
“Baharda Kapadokya Gezisi”
  • Harika bir yazı olmuş bu! Ne zamandır yeniden gitmek istediğim Kapadokya’yı böyle detaylı ve rengarenk okumak çok hoşuma gitti 🙂 Ellerine sağlık, yeni gezi yazılarını da heyecanla bekliyorum!

    • Ah çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum beğenmene. Yazarken ben de o anlara döndüğüm için çok keyif aldım. Kapadokya gerçekten masalsı bir diyar, çok kez gidilip, yeni yeni anılar toplamayı fazlaca hak ediyor! Umarım bundan sonrası için de çalışkan bir blogger olur ve gezi notlarımı detaylıca buraya aktarabilirim:) Sevgiler

Leave A Comment

Your email address will not be published.