Symi Rüyası - playinduo

playinduo

Symi Rüyası

Merhaba, Rodos ve Lindos gezilerini yazıp, uzun bir ara verdikten sonra,  gördüğüm en güzel Dodecanese adasını en sona ayırıp, öyle anlatmayı tercih ettim. Bakalım bu yazıyı okurken ve fotoğraflara bakarken, size de gördüğüm büyüleyici atmosferi hissettirebilecek miyim.Bildiğiniz üzere; biz Eylül’de yaptığımız 4 güncük tatilimizin, ilk 2 gününü Rodos Old Town’da, 1 gününü Lindos’ta geçirip, en son günümüzü de daha önce görüp, aşırı masalsı bulduğum Symi için ayırmıştık.

Rodos’tan Symi’ye geçmek için bizim gibi Dodekanisos Seaways’i kullanabilirsiniz, biz daha gezimizi ayarlamadan önce, internetten biletlerimizi online olarak almıştık. Bu şekilde, Kolona Lima’nından bineceğiniz feribotlarla yolculuğunuz yaklaşık 40-50 dakika kadar sürüyor. Çok keyifli ve rahat diyebilirim. İlk feribottan indiğiniz anda, renkli evler, tepelerde yükselen masalsı kiliseler, yelkenlilerin düdük sesleri ve kıyı şeridinde bulunan minik cafe’ler size hoş geldin diyor. Bu ada tamamen huzur adası, gözü ve kulağı rahatsız eden hiçbir şey yok. Zaten gördüğünüz mimari karşısında gerçeklik algınızı kaybedip, bu yüz yılda nasıl olur da bu kadar nostaljik bir ortam insanlığa kalabilir diye sorguluyorsunuz. Diğer yandan, dağların denizi nasıl çevreleyip şekiller oluşturduğuna hayran kalıyorsunuz.

DSCF5976

DSCF6082

Sokaklarda yürürken ise, birazdan Audrey Hepburn puantiyeli elbisesi ve bisikletiyle yanınızdan geçecek diye düşünürken, türlü yaratıcı film kareleri kurgulayabiliyorsunuz. Kısacası Symi size sunduğu manzara ile günümüzün dünyasını kısa bir müddet için hafızanızdan siliveriyor.

DSCF6029

DSCF5993

Sahilin bir ucuna yürüdüğünüzde rastladığınız mütevazı balıkçı teknelerinde Hemingway’in İhtiyar Balıkçısı ile tanışabileceğinize inandırıyor. Bu kadarı da gerçek olamaz dediğiniz anda, bir ara sokağa giriyorsunuz ve evinin bahçesinde buzukisini çalıp, olgun ve içli şarkısını mırıldanan amcayla göz göze gelip, gülümsüyorsunuz. Symi aslında küçücük, sadece 2500 kişi yaşıyor bu adada. Minik restoran-cafeler, rengarenk evler ve kiliselerden başka hiçbir şey de yok. Ne gece hayatı mevcut, ne fazlaca lüks, ne de şehir hayatının alıştığımız kolaylıkları, adada sadece 5 taksi bulunuyor.  Plaja taksiyle gidecekseniz ve taksi kalmadıysa öylece bekliyorsunuz. Belki bu tip bir hayatı çoğu kişi sevmeyebilir. Ama Symi size büyük harflerle “HUZUR” vadediyor. Başka şeyler arıyorsanız, zaten buraya hiç uğramayın derim.

DSCF6050

DSCF6039

Biraz da geçmişinden bahsedersek; “Nymph Symi” deyimiyle Symi, çekici tanrıçaların doğum yeri olarak ünlüdür. Homeros’un İlyada’sında Kral Nireus’un yeri olarak bahsedilir. Tarihte, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 4 asır kadar Osmanlı Devleti’nin temsilcileri tarafından yönetilip,  20. YY’da pek çok kez el değiştirmiş, 1912’de ise  İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir. 1948 yılında ise Yunanistan ile birleştirilmiştir.

Symi’ye gelmeye karar verip, nerede kalalım derseniz;

Merkezde ve liman bölgesinde bir dolu evden dönüştürülme otel mevcut diyebilirim. Eğer siz de bizim gibi bu tarihi atmosferden kopmayıp, gecesini gündüzünü nostaljik sokaklar içinde yaşamak isterseniz, bizim kaldığımız gayet standart ama temiz odalara sahip Maravelia Apartments’ı tavsiye edebilirim. Bu otel tamamen eski bir Symi evi, iç dizaynı modernize edilmiş ve yenilenmiş ama dış yapısı ve sokağı pek şeker. Ayrıca misafirler yukarıdaki terasını kullanıp, güzel Symi manzarasına karşı çaylarını ve kahvelerini de içebiliyor. Biz otelimizi Booking üzerinden ayarladık ve Eylül fiyatı için standart iki kişilik oda ücreti 55 EUR idi.

Deniz kenarında olsun ve yeni otellerde kalalım derseniz ise, adanın arka koylarını tercih etmeniz gerekiyor, o zaman merkeze gelebilmek için araca ihtiyacınız olacak.

DSCF6030

DSCF6018

Nereleri gezmeli

Bizim sadece 1 günümüz olduğundan, huzurlu bir şekilde merkezdeki Nos plajında ve adanın nostaljik sokaklarında vakit geçirmeyi tercih ettik. Ama sizin vaktiniz varsa şunları yapabilirsiniz.

Taksi kiralayarak ya da minibüslerle kişi başı 5-6 EUR’ya Panormitis koyuna gidip, Yunan denizcilerin hac ve adak yeri olan manastırı gezebilirsiniz, yol 40 dakika kadar sürüp baya dar ve virajlıymış.

1,5 EUR karşılığında Pedi Beach’e giden otobüslere binip, gününüzü beachte geçirdikten sonra, dönüşte Symi köyünden inip Chorio’dan kuşbakışı liman bölgesini izleyebilirsiniz.

Megali Panaghia kilisesi görülebilir.

Turkuaz renkli Agia Marina plajına gidebilirsiniz. Unutmayın, Symi köy merkezinde limanda taksi botlar ve günlük tekne turları bolca mevcut, uygun ücretlere sizi çevredeki bütün plajlara götürebilirler. Eğer bizim gibi vaktiniz yoksa, limandan dümdüz yürüyerek merkezdeki Nos plajında ve restoranında da bütün gün keyifli vakit geçirebilirsiniz. Yalnız denizin rengi harika olmasına rağmen, bu plaj baya çakıllıydı, deniz ayakkabısı gibi bir şey yanınıza mutlaka alın derim 🙂

DSCF5996

Nerede Yemeli

Gelelim Symi’nin yeme içme kültürüne; burası da tabi ki diğer sevimli Yunan adaları gibi tam bir taverna ve balıkçı cenneti. Türk turistlerin fazlaca meşhur ettiği, sahilde bulunan Manos restorana gidip fahiş fiyatlar ödeyip kendinize bir ziyafet çekebilirsiniz ya da bizim gibi sokak arasında bulunan pek şen şakrak sahibi ve garsonları olan Tpata Trawler adındaki tipik sevimli ve mütevazı Yunan tavernasında nefis musakkayı ve koca bir tabak deniz mahsüllü makarnayı tadabilirsiniz. İlk Symi gezimizde de bu tavernayı pek sevmiştik, hem fiyatlar makul, hem sahipleri çok sempatik diyebilirim. Ayrıca hep de dolu, yer bulmak için baya bekleyebilirsiniz. Burayı Türkler’den ziyade, akıllı İngiliz turistler daha çok tercih ediyor 🙂

Diğer bir mutlaka gidin diyeceğim yer de “Tsati Bar”, limandan dümdüz yürüdüğünüzde Nos plajına giden yol üzerinde kalıyor. Minik bir ağaç altına küçük masaların ve minderlerin atıldığı, bu deniz kenarı bar bir içecek alıp gün batımını izlemek için mükemmel bir nokta. Huzurlu müzikler ve karşınızda gün batımıyla renkten renge giren, inanılmaz manzarayla, ister kitabınızı okuyun, ister bir dolu fotoğraf çekip bu güzel anı ölümsüzleştirin. Ama ne yapın edin, bu adaya geldiyseniz mutlaka bu küçük sevimli mekana gelip, ufak da olsa bir şeyler için. İnanın bana dua edeceksiniz 🙂

DSCF6114

DSCF6096

Tahmin edebileceğiniz üzere; Neo klasik, pastel tonlu evleriyle, dar ve dik yokuşlu sokaklarıyla, güler yüzlü Yunan balıkçılarıyla, sabah horoz sesleri ve kilise çanlarıyla uyandığımız Symi’den ayrılmak hiç kolay olmasa da, biriktirdiğimiz güzel anılarımızı yanımıza alıp, tekrar görüşmek üzere diyoruz bu büyüleyici adaya.

DSCF5999

Bu yazı da burada son bulurken, ben bu küçük masala sizi bu kısacık video’yla biraz daha ortak etmek istiyorum.

[:en]
Text
[:]
2 Discussions on
“Symi Rüyası”

Leave A Comment

Your email address will not be published.