Güzel Lindos - playinduo

playinduo

Güzel Lindos

Merhabalar, bir önceki yazımızda size 2 günlük Rodos gezimizden bahsetmiştim. Bugün de Rodos’un doğusunda yer alan bembeyaz evleriyle, zamanın hızlı akmaya gerek duymadığı, güzel Lindos’tan bahsetmek istiyorum. Biz Rodos’un Old Town bölgesinde kalıp, Rodos merkezini komple yürüyerek gezmiştik. Rodos’tan Lindos’a geçişimizi ise oldukça yaygın olan ve şehir merkezinden kalkan otobüslerle gerçekleştirdik. Rodos-Lindos arası otobüsle yaklaşık 1 saat sürüyor, otobüsler klimalı ve gayet rahat bir ulaşım sağlıyor. Lindos merkezinde indiğinizde ise ya yürüyerek ya da taksiyle otelinize ulaşabilirsiniz. Zaten burada mesafeler pek uzak olmadığından ve çok küçük bir yer olduğundan eğer oteliniz Lindos’un içindeyse, takside de çok astronomik rakamlar görmeyeceksiniz. Biz otel araştırması ve seçimi yaparken, hem merkeze  hem de  St.Paul’e yakınlığını göz önünde bulundurmuştuk. Booking’den ayarladığımız Little Lindos Sea View Studios; hem denize, hem de çarşıya yürüme mesafesindeki uzaklığıyla, hem de müthiş Akropolis manzarasıyla bizi yeterince mutlu etti. Şunu belirtmem gerekir ki; Lindos’daki otel fiyatları Rodos’a göre daha yüksek. Dolayısıyla biz bir gün kalmak için bütçemize göre hesaplı, hem de konumca iyi bir yeri tercih etmeye çalıştık. Sonuçtan da memnun kaldık diyebilirim. Zaten buradaki otellerde inanılmaz lüks aramayın, çünkü bana göre Lindos lüks atmosfer yaşanacak bir ortam değil. Temizlik ve yürüyerek ulaşım sizin için önemliyse, kaldığımız oteli kesinlikle önerebilirim. Yalnız tek konu, buradaki otellerin bir çoğunda resepsiyon bulunmayışı, dolayısıyla gelmeden 1 hafta önce isteklerinizi otel sahipleriyle mail yoluyla iletişime geçip, bilgi verebilirsiniz. Hiç korkmayın, gayet ilgililer ve hızlı geri dönüş yapıyorlar.

Haydi biraz da Lindos’un fotoğraflarıyla beraber kendinden bahsedelim 🙂

DSCF5963

Lindos’un rengi genel olarak beyaz, tahmin edebileceğiniz üzere inanılmaz ferah ve huzurlu bir atmosfere sahip.  M.Ö. 300 yılında inşa edilen Lindos akropolünün altındaki tepeciklerde dizili inci gibi beyaz evler yanlarına begonvilleri, taş sokakları, ahşap kapıları, bir de yer yer turkuaz ve lacivert denizi aldığında insana kusursuz bir güzellik sunuyor.

DSCF5883

Bu tatlı evlerin arasındaki, dar ve yokuş sokaklardan geçerken eşekler ve keçiler size arkadaşlık ediyor.  Doğallığından pek bir şey kaybetmemiş olan Lindos, ruhunu taşımayı pek güzel başarıyor. Çarşısındaki rengârenk seramik dükkânları, neredeyse bütün sokak aralarında asılı olan mavi ve beyaz renkli Helenistik tarzda elbise satan dükkânlarıyla tam anlamıyla gözlere şenlik bir yer.

DSCF5889

DSCF5890

DSCF5894

DSCF5898

Lindos’da zaman kavramını aklınızdan çıkarmanız gerekiyor, burada hiçbir yere yetişmenize gerek yok. Gündüz vakti çarşısına ve beyaz evlerle kaplı tepeciklere tamamen sessizlik hâkim. Bizim gibi şehir hayatı mağdurları için bu durum baştan epey bir garip gelse de, bu cazibeye pek kolay alışıveriyoruz.

DSCF5937

DSCF5929

Bizim sadece bir günümüz olduğundan plaj tercihimizi otelimize yürüme mesafesiyle 15 dakika uzaklıkta olan St.Paul koyundan yana kullanıp, mavinin bin bir tonuna sahip denizinden de inanılmaz keyif aldık. St.Paul koyuna varıp, tepeden baktığınızda kayalık kısmı ve bir de upuzun incecik kumlu plaj kısmını göreceksiniz.

20150912_170601

20150912_171209

Her iki kısımda da işletmeler mevcut ama biz kumluk kısmı seçip, kendimizi Tambakio Beach’e attık, burası şezlong ve şemsiyeleriyle hem plaj konaklaması hem de restoran hizmeti veriyor. İsterseniz sadece 8 EUR verip, tüm gün boyunca 1 şemsiye ve 2 şezlong kiralayabilirsiniz. Biz sessiz ve huzurlu ortamından oldukça memnun kaldık, ayrıca restoranı da hem fiyatları, hem de zengin menüsüyle gayet tatmin ediciydi.

20150912_171218

Lindos’a kadar gelmişken, eğer vaktiniz varsa çok meşhur olan Anthony Quinn bay’e  ve diğer güzel beach’lere de mutlaka gidin derim. Biz vakitsizlikten ötürü sadece St. Paul’ü değerlendirebildik, diğerlerini de bir sonraki sefer için sıraya koyduk 🙂

Lindos’un en büyük dikkat çeken güzelliği de, çok iyi korunmuş olan Akropol’ü. Lindos’un en yüksek tepesinde yer alan Akropol’e eşeklerle ve yürüyerek çıkılabiliyor. Biz yorgunluğumuzdan ve aşırı sıcaktan ötürü çıkamasak da, otelimizin konumu sayesinde hem gündüzünü, hem gece ışıklandırılmış halini büyük bir keyifle izledik.

DSCF5931

DSCF5891

DSCF5888

Lindos’un gecesi gündüzüne göre epey hareketli denebilir, her yer minik sevimli barlar, tavernalar ve krepçilerle dolu. Buranın krepleri cidden çok güzel, önünüze gelen herhangi bir krep dükkanına girip mutlaka tadın derim. Bizimkilere göre şekerleri daha az ve tatları da oldukça hafif.

Biz akşam renkli sokakları ve gözümüze hoş gelen bütün dükkânları gezdikten sonra, mütevazı ve sevimli görüntüsüyle rastgele keşfettiğimiz, Hermes adında tipik bir Yunan tavernasına kendimizi atıverdik. Lindos’ta sokaklar daracık ve restoranlar genelde oturmak için teraslarını kullanıyorlar, dolayısıyla terastan bütün köyü ve Akropolü keyifle seyredebiliyorsunuz. Lindos restoranlarının oldukça yüksek olan fiyatlarına rağmen Hermes’in fiyatları bize daha makul geldi, hem de kalamarını oldukça beğendik diyebilirim. Pek çok yerden okuduğum, Lindos’un en meşhur tavernası olan Mavrikos’a gitmediğimiz için pek pişman değilim açıkçası. Seyahatlerimizde mutlaka gitmeden önce internetten gidilmesi gereken yerler hakkında bilgi alsak da, bazen en popülerini tercih etmekten kaçınıp, rastgele keşfettiğimiz, gönlümüze hoş gelen yerleri denemekten pek keyif alıyoruz.

Bizim için Lindos 1 güncük beyaz ve mavilerle dolu bir rüya gibi geldi geçti. Kendisini pek sevdik ve bir daha görüşmek üzere deyip, yönümüzü son rotamız olan Symi adasına doğru çevirdik. O da bir sonraki yazımızın konu başlığı olacak.

DSCF5913

Şimdilik anlatacaklarımız bu kadar. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle herkese kocaman sevgilerimizi yolluyoruz 🙂

 

 

Leave A Comment

Your email address will not be published.