Bozcaada ve Cunda Sokakları - playinduo

playinduo

Bozcaada ve Cunda Sokakları

Eskiler hep daha güzel, daha incelikli, daha dolu dolu geliyor bana. Bundandır ki; eski bir ev, eski bir fincan gördüğümde dalar gider, kendimce senaryolar yazarım yaşanmışlıklarıyla ilgili. Gelip geçici, tüketim çağının çocukları olarak, yıllardır sağlamca yere basan, hikâyesi olan evleri ve sokakları gördüğümde hep hüzünlenirim içinde yaşadığımız dönemle ilgili. Biz hiç mi estetik ve kalıcı bir şey bırakamayacağız çocuklarımıza… Bu gibi durumlarda hiç değil sahip olduğumuz güzellikleri korumalıyız diyorum kendime. Ve ister istemez Can Yücel’in Gitmek adlı şiiri geliyor aklıma, bakın bir haftalık Bozcaada ve 1 güncük Cunda tatili sonunda ne hale geldim 🙂 Neyse en iyisi ben sizi bol kapılı fotoğraflar ve Can Yücel’in mısralarıyla baş başa bırakayım.

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.

Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…

Hayatından memnun olan yok.

DSCF5216 DSCF5117 DSCF5125
Kiminle konuşsam aynı şey…

Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.

Bir kendisi.

Bu yeter zaten.

Her şeyi, herkesi götürdün demektir.

Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.

 Ama olmuyor.

DSCF5141 DSCF5164 DSCF5180 DSCF5189 DSCF5410

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.

 Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.

Böyle gidiyor işte.

Bir yanımız “kalk gidelim”, öbür yanımız “otur” diyor.

“Otur” diyen kazanıyor.

O yan kalabalık zira.

DSCF5382 DSCF5416 DSCF5307 DSCF5329

İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu…

 En kötüsü alışkanlık.

Alışkanlığın verdiği rahatlık monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.

 Kalıyoruz.

DSCF5310 DSCF5326 DSCF5309

Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler…

Bir çocuk daha doğurmalar…

Borçlara girmeler…

İşi büyütmeler…

Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben…

Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.

Değil bu şehirde gitmek, iki sokak öteye taşınamıyorum.

 Alıp götürsem gelmez ki…

Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.

Herkes onu, o herkesi seviyor.

Hangi birimizle gitsin.

“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; evet sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.

Kendi imalatımız küfeler.

DSCF5346 DSCF5349 DSCF5357

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.

 Ölüme inat tutunmak lazım.

İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek…

Var tabii yapanlar.

Ama az.

Sadece kaymak tabakası.

Hepimiz kaçabilsek…

Bütçe, zaman, keyif…

Denk olsa.

Gün içinde mesela…

Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.

Sabah 09.00, akşam 18.00.

Sonra başka mecburiyetler.

Sıkışıp kaldık.

Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.

Bir ömür karşılığı bir ömür yani.

Ne saçma.

Bahar mıdır bizi bu hale getiren?

Galiba.

Ben her bahar áşık olmam ama her bahar gitmek isterim.

Gittiğim olmadı hiç.

Ama olsun…

İstemek de güzel.

DSCF5406

2 Discussions on
“Bozcaada ve Cunda Sokakları”

Leave A Comment

Your email address will not be published.