Büyük Valide Han - playinduo

playinduo

Büyük Valide Han

Merhabalar, uzun süreden beri bloğuma yazamıyordum, bu ayrılık inanın hiç hoşuma gitmedi, instagramdan takip edenler daha önceki sitemin başına ne talihsiz olaylar geldiğini de biliyorlar, neyse ki eski yazılarımın ve fotoğraflarımın hepsini kurtarabildim ve tekrardan bu çok sevdiğim sayfalara geri döndüm. İlk yazımın da Büyük Valide Han olmasını istedim; bazen İstanbul’a çok söylenip, çok kızıyoruz, sonra birden bire Boğaz’a, bir saraya ya da erguvanlara bakınca kızgınlığımız gidip, yumuşuyoruz. Çok klişe olsa da gerçekten aramızda aşk ve nefret ilişkisi bir arada. Yine bu şekilde hissettiğimiz bir hafta sonunda, Ali’yle internetten uzun süredir fotoğraflarına bakıp da gitmek istediğimiz Büyük Valide Han için Eminönü yollarına düştük, Kadıköy’den attık kendimizi vapura, martıları yanımıza alıp Boğaz havası eşliğinde ulaşıverdik karşı sahile, nerededir bu han derseniz biz de bilmiyorduk, Mısır çarşısının Yeni Camii girişinden dümdüz yukarı yürür ve sorarız dedik, çok ilginç ama Mısır Çarşı’sında kimse tarif edemedi, daha sonra Marputçular çarşısının önünde bir amcaya sorduk ve 2 ters 1 düz şeklinde bir tarifle kendimizi tesadüfi olarak Büyük Valide Han’ın önünde buluverdik, şu an gitsem yine bulamam 🙂 O nedenle, siz de bizim gibi birkaç kişiye sorun bence:)

DSCF4657

Han’a varınca yıkık ve bakımsız haline çok üzüldük, başladık merdivenlerini tırmanmaya, içinde eskiden kalan ve işleyen birkaç demirci ve zanaatkar dükkanı harici pek bir şey yok. Bu kadar güzel bir yapının bu denli bakımsız bırakılması çok korkunç geldi doğrusu, harika bir sergi ve yaşayan müze ortamı yaratılabilir buradan. Biz bu bakımsız ve otantik havayı solurken, elbette tepedeki kubbelerde muhteşem fotoğraflar çekmeyi hayalliyorduk, bu esnada yıkık dökük tahta bir kapının önünde bekleyen bir amcayla karşılaştık ve amca fotoğraf için mi geldiniz gençler dedi, “evet” dedik, bizden 5 TL alıp, kapıyı açıverdi. Yukarıya ulaşan merdivenleri tırmanınca, evet İstanbul’da ne var ne yok gözümüzün önündeydi artık. Bu görüntüyle karşılaşınca insan önce ben bu şehirde mi yaşıyorum diye bir afallıyor. Çirkin ve güzelin, yeniyle otantiğin karşıtlığını sunan hüzünlü İstanbul, sanırım her şeye rağmen gizemli ve sihirli sıfatlarını hak ediyor.

En tepeye çıkınca, göreceksiniz ki herkes esas kubbe üzerinde fotoğraf çektirmek için sıra bekliyor, tabi biz de sıramızı bekledik, başta yükseklikten biraz korksak da sonra hiç aldırmadan hoplamalar, zıplamalar, bir de beni şuradan çeksene, şu manzaraya bak böyle bir şey olamaz efektleriyle kendimizi kaybettik 🙂

DSCF4588DSCF4609DSCF4619

DSCF4606

DSCF4599

Bu arada şu ansiklopedik bilgiyi de vermeden bitirmeyeyim yazıyı; Valide Han (Büyük Valide Han) 17. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılıan, Mahmutpaşa Çakmakçılar Yokuşu’nda bulunan İstanbul’un en büyük hanlarından biridir. Geçmişte kervanların konakladığı Valide Han’da bugün pek çok dükkân yer almaktadır. Bir dönem İranlı tüccarlara ev sahipliği yapmış olup, içerisinde Valide Han İranlılar Mescidi’ni bulundurmaktadır.

Siz de bir gün İstanbul’a çok kızarsanız, gelip hiç değil buradan bir manzaraya bakın derim…

İşte bunlar da Ali’yle bizim küçük çıldırışlarımız 🙂

DSCF4628DSCF4650

2 Discussions on
“Büyük Valide Han”

Leave A Comment

Your email address will not be published.