Belkıs Köyü - playinduo

playinduo

Belkıs Köyü

Bir ay öncesinden planlarını yaptığımız Gaziantep gezimizi geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdik, 2 güne sığdırılmaya çalışılan kocaman ve keyifli bir gezi oldu bizim için. Bu 2 günde biriktirdiğimiz anıları ve fotoğrafları tek bir yazıda aktarmam mümkün olamayacağı için de, size parçalar halinde gezimizi anlatacağım ve öncelikle de en çok etkilendiğim kısımdan başlayacağım. Aslında sondan başa doğru gitmiş oluyorum.

İlk gün Gaziantep’e iner inmez, şehir merkezini, hanları, Zeugma müzesini ve çarşılarını gezdik.

İkinci gün ise Halfeti, Belkıs ve Birecik’i görmek üzere yola çıktık. Bu gezide benim en çok etkilendiğim yer ise Belkıs köyü oldu, gelin şöyle bir tanıyalım bu güzel ve anlamlı köyü…

Zeugma, MÖ 300 civarında Büyük İskender‘in generallerinden Selevkos I Nikator tarafından kurulmuş bir antik şehirdir.

Bugün, Gaziantep ilinin Nizip ilçesine 10 km uzaklıktaki[1] Belkıs köyü eteklerindedir. İlk olarak kurucusu adına Fırat’da Selevkosya anlamına gelen “Selevkaya Euphrates” olarak anılan şehir Roma İmparatorluğu tarafından ele geçtikten sonra köprü anlamına gelen “Zeugma” ismiyle anılmaya başlandı. Antioch (AntakyaÇin arasında Fırat yoluyla oluşan geçitte liman olarak büyük bir ticari değer kazandı.

Yapılan kazı çalışmalarında A, B ve C olarak üç bölümde incelenen şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu A ve B bölümleri bugün Birecik Hidroelektrik Baraj gölü altında bulunmaktadır. Henüz kazı yapılmamış C bölümünde ileride bir açık hava müzesi oluşturulması planlanmaktadır. Antik şehir, Roma döneminden kalan mozaikleri ile dünyaca ünlüdür.

Zeugma kazılarından çıkarılan mozaikler bir süre Gaziantep Arkeoloji Müzesinde sergilendikten sonra, 2011 yılında Zeugma Mozaik Müzesine taşınmışlardır.

Kazı alanına girdiğiniz andan itibaren bu şirin köyün büyüsü sizi hemen etkisi altına alıyor, Van Gogh tablolarını andıran cinsten sapsarı bir kır çiçeği tarlası sizi karşılıyor ve şirin patikanın sonunda tarihin, mitolojinin ve dev bir imparatorluğun kucağında buluyorsunuz kendinizi. Patikanın sonunda bizi Zeugma Dionysos ve Danae Evleri Koruma yapısı karşıladı. Bu koruma yapısı sayesinde mozaik ve freskler dış hava koşullarından korunmuş olup, tüm yıl boyu ziyaretçilerin seyrine sunulabiliyor.

Bu koskoca imparatorluğa ev sahipliği yapmış olan Belkıs köyüne hayranlıkla bakıyor ve daha nice keşfedilmemiş hikayeleri ile tekrar görüşmek üzere diyip kucaklaşıyoruz.

Bahar İstanbul’a henüz gelemese de, Gaziantep’e çoktan gelmiş, aşağıdaki fotoğraflardan da görüleceği üzere; biz de bu yüzden coşkumuzu gizleyemedik 🙂 Sonraki yazılarımızda da Halfeti, Birecik ve Gaziantep’ten bahsedeceğim…

Kaynak: http://www.zeugmaweb.com/zeugma/english/engindex.htm

Last weekend, we realized our Gaziantep trip, which we nearly planned 1 month ago, it was a very enjoyable and intense trip and it is impossible for me to transmit all these two days in a post, so I will explain it part by part with seperate posts. And, I am beginning with the most attractive part according to me, so indeed I will proceed tail to the head.

In the first day, when we landed to Gaziantep, we travelled all the historical khans, Zeugma museum and traditional bazaars.

In the second day, we rented a taxi to travel Halfeti, Belkis and Birecik. And the most attractive place in this trip for me was Belkis Village. Let me introduce this beautiful and meaningful village to you.

Forty-five kilometers away from Gaziantep close to the town of Nizip on the Euphrates is the tiny village of Belkis, whose inhabitants carefully tender their groves of pistachio trees. The nuts are their sole source of income. Yet not all wealth can be measured in currency, and the villagsed real asset is the magnificent ruins of the ancient city of Zeugma, which has stayed buried beneath the pistachio groves for nearly two thousand years.Belkis/Zeugma is considered among the four most important settlement areas under the reign of the Kingdom of Commanage.
In the Hellenistic Era the city was called “Seleukeia of Euphrates”. The ancient city of Zeugma, originally, was founded by Selevkos Nikador, one of the generals of the Alexander the Great, in 300 B.C. At that time the city was named after the general and called “ Selevkaya Euphrates.” And the population in the city was approximately 80 000. In 64 B.C. Zeugma was conquered and ruled by Roman Empire and with this shift the name of the city was changed into Zeugma to mean “bridge-passage.”
During the roman rule, the city became one of the attractions in the region, due to its commercial potential originating from geostrategic location. Because, the Zeugma city was on the silkroad connecting Antiach to China with a quay on the river Euphrates. In 256 A.D.

When you enter to the excavation site, you feel the magic of this small village, it welcomes you with the yellow flower field which comes straight out of a Van Gogh painting. And at the end of the cute path, you find yourself in the arms of history, mithology and a huge empire. You can visit the Zeugma Shelter built for the Houses of Dionysos and Danae, this structure has been built in purpose of protection of the trench containing two of the Zeugma terrace houses, Danae and Dionysos , from external weather conditions.

We say goodbye to the home owner of this huge empire while watching it with admiration, and we are hoping to see it one more time in order to learn its undiscovered stories.

In the below photos, you can see that spring has already came to Gaziantep, and it was impossible to hide our enthusiasm in our faces 🙂 In the following posts, we will mention about Gaziantep, Halfeti and Birecik…

Source: http://www.zeugmaweb.com/zeugma/english/engindex.htm

1 2 3 4 5 6 7 8 9 11

Leave A Comment

Your email address will not be published.